Hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde…

June 18 1 Comment Category: Dijital PR

Bizim şirketlerimiz internetten anlamıyor deyince kızıyor, aman yazma etme diyorlar. İnternetten anlamayanlara internetten anlıyorlarmış muamelesi yapınca da kendilerini matah bir şey sanıyorlar.

Bir şirketimiz geçtiğimiz günlerde internet üstünde daha çok okunmak ve kendini önemli gösterebilmek amacıyla yeni bir uygulama başlattı. Kendini okuyup yakından takip edenlere minik ve güzel hediyeler verecekti. Böylece gel gel yapacaktı ve herkes onun etrafına toplanacakır. Fikir hafif sakatlıklar taşısa da kendi içinde tutarlı ve neredeyse iyiydi.

Ne var ki bu şirketin şanssızlığı ürününün başına çok kötü şeyler geldi. Ürünü şirketin doğasını kaldıramayacak büyüklükte hatalar yaşadı ve müşterilerini kendinden birkaç saatliğine de olsa soğuttu. (Niye bu kadar üstü kapalı yazıyorum? Bu konuda ne yazık ki öyle yapmak durumundayım. Normalde yazmamam bile gerekebilirdi ama konunun özünün şirket ismi vermeden dahi tartışılması gerekiyor)

Sonuçta şirket şöyle çok kötü bir pozisyonda kaldı: Belki de kurulduğundan beri yaşadığı en büyük rezillikle karşı karşıya. Ama o internet üstünden insanlara ne kadar güzel bir şeyler yaptığını söyleyip duruyor. Gazeteciler, vatandaşlar, milyonlar ondan neler olup bittiğini öğrenmek istiyor. Ama o internet üstünden yaptığı güzellikleri sıralayıp duruyor. Okuyanlar sinirden küplere biniyor. Sinirler geriliyor. O anda bu şirket internette hiç olmasa, bu mecradan insanlara yaklaşmamış olsa belki çok daha iyi olacak…

İnternet ortamını bilmeden girenler için söylemek istiyorum: Bu ortam aynı evlilik gibi. Sadece iyi günde, restorana diskoya sinemaya gitmek için beraber olmuyorsunuz. Bunun iyi günü var, kötü günü var, hastalığı var sağlığı var. Bir kere girince ölüm ya da bir embesil sizi ayırana kadar beraber olacaksınız orasıyla. Aksi düşünülemez.

Eğer bunun aksini düşünen varsa internete hiç girmesin, şirketini bu ortama sokmasın. Eğer zaten girmiş olanlar varsa da sessiz ve derinden çıksın söz veriyorum kimseye söylemeyeceğim.

One Response

Write a comment
  1. çok güzel bi yazı.
    ben internete girmiş kendini kaptırmaya aday ama henuz kaptıramamıslardanım. çokça social network var ve bir çalışan olarak gerçekten bunlara nasıl yetişebileceğimin çözümünü bulamıyorum:) blog mu yazsak, yazı mı paylaşsak, yenilikleri mi takip etsek, resim mi koysak bla bla.. kim ne kadar ugrasırsa ugrassın yeterince social geek olamaz diyorum
    p.s: yetişmenin bi yolunu bulduysan paylaşırsan sevinirim:)

    hippo 9 July 2009 at 09:51 Permalink

Write a Comment

Commenter Gravatar